Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ayetullah el-Uzma Feyyaz şu açıklamalarda bulundu:
Ehlibeyt mektebinde ifrat yoktur ve İslami ilkelere bağlıdır. İşte bu yüzden bu mektebin geleceği parlaktır. Gelecekte bu mektebe yöneliş hızla artacaktır. Zaten hâlihazırda dünyanın her tarafında hatta Amerika’da bile bu mektep ilerlemektedir. Ehlibeyt mektebi mensupları gerek ilmi açıdan gerekse maddi yönden kendilerini geliştirmeli, kurumsallaşarak örgütlü organize şekilde kendisini anlatmalıdır. Şu anda azınlıkta bulunmamız zayıf olduğumuz anlamına asla gelmez.
Bugün bu mektebin mensuplarına yönelik saldırılar bir grup teröristin işidir ve onlar bu eylemleri ile “Ehl-i Sünnet” hakkında kötü bir imaj oluşturmaktadırlar.
İslam dini olduğu sürece dini merceiyet de var olacaktır. Bugün necef ilim havzası da günden güne gelişmektedir. Öğrencilerin nitelikleri ve araştırma kabiliyetleri çok iyi bir düzeydedir. Dolayısıyla Necef ilim havzasının geleceği parlaktır.
Ayetullah Feyyaz sözlerinin devamında iki konuya işaret etti: Öncelikle âlimlerin halkla güçlü bir irtibat halinde olmalarını, insanlarla İslami güzel ahlak adabına uygun şekilde diyalog kurmalarını ve sorunlarında halkın yanında bulunmalarını tavsiye etti. İkinci olarak ise ilim havzalarının devlet ve siyasi partilerden tamamen bağımsız bir şekilde kalmasının bu ilim kurumlarının geleceğinin teminatı olduğunu vurguladı.
Ayetullah Feyyaz şöyle konuştu: Siyasi sorumluluk almak âlimlerin işi değildir. Bugün Irak’ta bulunan siyasetçilerin her biri kendi çıkarlarına göre hareket etmektedir. Bugünün siyaseti kimi zaman ahlaki ve İslami ölçünün dışına çıkmaktadır ve bu durum âlimle bağdaşmaz. Siyasetçiler kendi maslahatlarını gözetirler ve dinin sözünü ancak zaafa düştüklerinde veya çıkarlarını kaybetmekten korktuklarında dinlemektedirler.
Toplumda din adına birtakım hurafelerin yayılması tehlikesinin her dönem ve her camia için geçerli olduğunu kaydeden Ayetullah Feyyaz şöyle konuştu: Hurafeler genellikle kültür zaafından ve halkın şiddetli ölçüde fakirlik çekmesinden kaynaklanır. Tüm toplumlarda da görülebilir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan en önemlisi, hükümetlerin halkın sorunlarına çözüm üretememesi ve fakirliğin yaygınlaşmasıdır. Böyle bir ortamda doğal olarak insanlar hiçbir mesnedi olmayan ve mantıktan uzak işlere, yani hurafelere yönelirler, oralarda çare arayışına girerler.
İslam’da özgürlük konusuna da değinen Ayetullah Feyyaz sözlerini şöyle sürdürdü: Sizler özgürsünüz; istediğiniz gibi konuşursunuz, ticaret yaparsınız ve dilediğiniz gibi davranırsınız. Ancak bunun bir sınırı vardır. Sizler saygısızlık etme ve iftirada bulunma konusunda özgür değilsiniz. Her işin bir ölçüsü ve sınırı olduğu gibi özgürlüğün de bir sınırı vardır. Mesela ticarette özgürlük vardır. Ama faiz alamazsınız, sahtekârlık yapamazsınız, değerinin çok üstünde bir fiyata satamazsınız. Kadınların örtünmesi vacip olmakla birlikte bu alanda da birini zorlayamazsınız. Sadece emr-i marufta bulunursunuz. Bu, zorlamak anlamına gelmez. Çünkü dinde zorlama yoktur.
Ayetullah Feyyaz İslam’ın özgürlük dini olduğunu vurguladığı konuşmasında şu açıklamada bulundu: Hükümetin ve yönetimde olanların asli görevi halka hizmet etmek, yolsuzluk yapmamak ve adaleti sağlamaktır.
İnsanların dinden uzaklaşma sebebine de işaret eden Ayetullah Feyyaz sözlerini şöyle sürdürdü: İnsanların dinden kaçış sebepleri genellikle İslam kanunlarının hayata hâkim olmayışından kaynaklanmaktadır. İnsanlar Müslüman, ancak hükümetler İslami değil ve uygulanmakta olan şey İslam değil. Elbette insanlar durum ne olursa olsun dinleri üzerinde istikamet ve sebat göstermelidirler.